Yazılarım

Bir kültürdür/Bir mirastır/Bir kimliktir. Ve bazı ustalar gittikten sonra bile kalır: Hüseyin Ateşcan gibi.

Ocakta son ateş de söndüğünde, geriye sadece anılar kalır…

Bazı meslekler vardır ki sadece geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir kentin ruhudur. Ayvalık’ta da sıcak demircilik zanaatı da işte o ruhun en güçlü yansımalarından biriydi. Hüseyin Ateşcan ise bu ruhu son ana kadar yaşatma mücadelesi veren ve son dakikaya kadar direnen ustalardan biri olarak hafızalarda yerini aldı. İşte! Bazı meslekler vardır, sadece iş değildir:

Ayvalık’ın kent belleğinde onlara çok ihtiyaç duyulduğu dönemlerde iz bırakmış mesleklerden biri daha ne yazık ki sessizce tarihe karıştı. Kimi zaman bir çekiç sesinde, kimi zaman kızıl kor halindeki demirin kokusunda, saatlerce uğraşın ardından hayat bulan, şekillenen bir zanaat, bir ustanın ellerinde son buldu. Ayvalık’ın sıcak demirci ustası Hüseyin Ateşcan, yarım asra yaklaşan emeğini, son kez yaktığı ocak ateşiyle birlikte uğurladı. Çünkü teknoloji her şeyin önüne geçmişti. Ona ihtiyaç kalmamıştı. Ocakta ateş sönmüş, geriye sadece anıları kalacaktı.

45 at arabasının, Arnavut kaldırımlı kesme taşlı sokaklarında cirit attığı, bir işten bire işe at koştuğu At Arabacılar Meydanı’nda, diğer adıyla Dr. Fazıl Doğan Meydanı’nda, Midilli mübadili dededen, babadan kalan mirasın yürütüldüğü ve neredeyse yüz yıldır bacası tüten o küçük ama köklü dükkân, uzun yıllar boyunca demir dövme sesleriyle yankılandı. Bu sesler sadece bir zanaatın ritmi değil, aynı zamanda Ayvalık’ın gündelik yaşamının da vazgeçilmez bir parçasıydı. Sabahın erken saatlerinden akşamın alacakaranlığına kadar yankılanan çekiç sesleri, Ayvalık’ın hafızasına kazınmış bir melodiydi adeta.

Ocağı yakmayacağına dair verdiği sözü son kez bizim için bozdu Hüseyin Usta. İşte o melodinin son ustalarından biri olan Hüseyin Ateşcan, yıllardır sürdürdüğü mesleğine veda etmenin eşiğinde, son kez ocağının başına geçti. Ateşi yaktı, körüğü çalıştırdı, demiri kızıl bir renge bürüyene kadar sabırla bekledi. Ardından yılların verdiği ustalıkla çekicini eline aldı ve demiri tavında dövmeye başladı. Her bir darbe, sadece bir metal parçasını şekillendirmiyor; aynı zamanda bir ömrün, bir geleneğin ve bir ustalığın hikâyesini de anlatıyordu.

Yaklaşık elli yıldır elinden çekici düşmeyen Hüseyin Usta, mesleğe başladığı yılları anlatırken gözleri uzaklara dalıyor. O dönemlerde at arabalarının Ayvalık’ın vazgeçilmez ulaşım araçları olduğunu, meydanın ise bu arabalarla dolup taştığını hatırlıyor. Araba okları kırılır, tekerleklerin demirleri çatlar, her sorun için soluğu onun dükkânında alırlardı. O günlerde iş çok, kazanç yerindeydi. Demirin sesi, emeğin karşılığını bulduğu bir hayatın da simgesiydi.

Ancak zaman değişti. Teknoloji ilerledi, motorlu taşıtlar hayatın merkezine yerleşti. Hüseyin Usta’nın da dediği gibi, “Motorlu taşıtlar icat oldu, mertlik bozuldu.” Bu söz, sadece bir serzeniş değil; aynı zamanda değişen zamanın, yok olan mesleklerin ve unutulan değerlerin kısa bir özeti gibiydi. Yıllar içinde at arabacıları birer birer ortadan kayboldu. Kimisi yaşlandı, kimisi mesleğini bıraktı, kimisi de hayata veda etti. Onlarla birlikte sıcak demircilik de yavaş yavaş önemini yitirdi.

Bir zamanlar Ayvalık’ta beş sıcak demirci ustasının çekiç salladığı günler artık geride kalmıştı. Her biri sırayla kepenklerini kapattı. Gürültülü, canlı ve üretken o günlerin yerini sessizlik aldı. Hüseyin Ateşcan ise uzun süre direnen son ustalardan biri oldu. Dededen, babadan devraldığı mesleği, tüm zorluklara rağmen yaşatmaya çalıştı. Ancak artık onun da direnci tükenmişti.

Bugün At Arabacılar Meydanı’ndan geçenler, belki artık o tanıdık çekiç seslerini duymayacak. Ancak o sesler, Ayvalık’ın hafızasında yaşamaya devam edecek. Hüseyin Ateşcan’ın ellerinde şekillenen demirler, onun emeğini ve ustalığını hatırlatacak. Ve belki de en önemlisi, bu hikâye; kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin değerini bir kez daha hatırlatacak.

Çünkü bazı meslekler vardır ki sadece geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir kentin ruhudur. Sıcak demircilik de işte o ruhun en güçlü yansımalarından biriydi. Hüseyin Ateşcan ise bu ruhu son ana kadar yaşatan ustalardan biri olarak hafızalarda yerini aldı.

Bazı meslekler vardır, sadece iş değildir: Bir kültürdür/Bir mirastır/Bir kimliktir:

Ve bazı ustalar gittikten sonra bile kalır: Hüseyin Ateşcan gibi

Artık geriye sadece anılar kaldı

Ayvalık’ın son sıcak demirci ustası Hüseyin Ateşcan’ın dükkânını kapatacağını öğrendiğimde içim cız etti. Gerçekten çok üzüldüm. Daha önce birkaç kez yanına uğramış, bir belgesel çekmek istediğimizi söylemiştik. Ancak her seferinde nazikçe geri çevirmişti teklifimizi. Sonunda, bir Cuma günü yeniden uğradığımda bu kez “Tamam, gelin çekim yapın,” dedi. Ardından da ekledi: “Ama bana iki metre 10’luk demir getirin.” Öğleden sonra yeniden buluştuk. Ocağa kömür attı, körükledi. Kısa sürede dükkân dumanla doldu. Demir çubukları ölçüp kesti, ardından kor haline gelen ocağa sürdü. Bir süre sonra demirler de kızıl bir kor gibi parlamaya başlayınca, eline çekici aldı ve saatler süren o ritmik dövüş başladı. Her vuruşta bir ustalığın, her kıvılcımda yılların emeği vardı. “Demir tavında dövülür,” diyordu. Yaklaşık iki buçuk saatlik emeğin ardından, şömine maşa takımını önümüze koydu. Sonra durdu… Ve o cümleyi kurdu: “Bu benim son eserim. Bu ocak bir daha yanmayacak.” İşte o an içim bir kez daha cız etti. Hafta başında, kepenkleri indirilmiş dükkânın önünden geçerken içimdeki o sızı üçüncü kez yokladı beni. Ne acı değil mi? Bu mesleği sürdürecek bir çırak yetişmemiş, bir usta daha yetişmemiş… Bir ömürlük emek, bir meslek, bir gelenek sessizce kapanan bir kepengin ardında kalmış. Artık geriye sadece anılar kaldı. Ve o anıların içinde hâlâ yankılanan çekiç sesleri…

Bu ocak bir daha yanmayacak

Son gününde ocağını her zamankinden biraz daha özenle hazırladı. Kömürünü bolca attı, körüğünü çalıştırdı ve demiri sabırla ısıttı. Yaklaşık iki buçuk saat boyunca demir parçaları ateşte kızardı, çekicin darbeleriyle defalarca şekil değiştirdi. Bu süreç, sadece bir üretim değil; aynı zamanda bir vedanın ritüeliydi. İlk olarak maşa takımının gövdesi ortaya çıktı. Ardından ince işçilik gerektiren üst takım bölümü şekillendi. Her darbe, yılların birikimini ve ustalığını yansıtıyordu. Son aşamada ise büyük bir dikkat ve sabırla maşanın son hali verildi. Ortaya çıkan eser, yalnızca bir alet değil; bir ömrün emeği, bir geleneğin son temsilcisiydi. Çekicini son kez bıraktığında, dükkânın içinde alışılmış o ritmik ses yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Hüseyin Usta, yaptığı maşa takımına bir süre baktı. Belki geçmişini, belki gençliğini, belki de ustalığının en parlak günlerini gördü o demir parçasında. Ardından şu sözleri söyledi: “Benden bu kadar… Bu benim son eserim. Bu ocak bir daha yanmayacak.” Bu cümle, sadece bir ustanın mesleğine vedası değil; aynı zamanda Ayvalık’ın kültürel mirasından bir parçanın da kapanışıydı. O an, öylesine hüzünlendim ki, bu ana tanıklık etmek gerçekten hüzün vericiydi. Çünkü kapanan sadece bir dükkân değildi; bir gelenek, bir yaşam biçimi ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir ustalık da tarihe karışıyordu.

45 at arabası ve 5 sıcak demirci ustası ter döküyordu.

Mübadelenin ardından yeni bir yaşamın filizlendiği Ayvalık sokaklarında, Girit, Midilli ve adalardan gelen mübadiller, kentin ritmine ayak uydurmaya çalışıyordu. Bu yeni hayatın en temel ihtiyaçlarından biri de, hiç kuşkusuz at arabacılarıydı. Kesme taşlı dar sokaklarda, yazın sıcağında, kışın ayazında; yağmurda, çamurda demeden her türlü yükü taşıyan bu emekçiler, yıllar boyunca kentin görünmeyen yükünü sırtlandı. At arabacılarının en büyük destekçisi ise sıcak demirci ustalarıydı. Yeni arabalar onların ellerinde şekillendi; kırılan oklar, çatlayan tekerlek demirleri yine onların ocağında hayat buldu. İki meslek, adeta birbirine yaslanarak varlığını sürdürdü. Ta ki zaman değişip, at arabalarıyla birlikte sıcak demirci ustaları da birer birer yok olana dek… O yıllarda Ayvalık’ta 45 at arabası ve 5 sıcak demirci ustası ter döküyordu. Fotoğraftaki at arabacısı Kenan Yıldıran da kendilerine ihtiyaç kalmayana dek mesleğini sürdürdü.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu