Yazılarım

Eşinizden sonra göreceğiniz en güzel şey…

Ülkemizde o kadar çok şelale var ki, ne gezmekle ne de yazmakla bitiremeyiz, ama Düden Şelalesi’ni tek geçerim, muhteşem görsellik sunuyor ve salınarak akıp, Antalya üzerinden Akdeniz’in ılık sularıyla buluşuyor. Bugüne kadar gezdiğim şelaleler arasında en ilginç olanı ise Tatlıca Takım Şelaleleri olarak da bilinen Erfelek Şelaleleri, Sinop’un Erfelek ilçesine bağlı olan Tatlıca köyünde yer alıyor. Bu alanda büyüklü küçüklü 28 ayrı şelale bulunuyor ve bu birliktelik ortaya eşsiz bir doğa harikası çıkarıyor. Eşimden dolayı Sinop’u ve o bölgeyi çok iyi tanıyorum. Erfelek Şelalesi’nin ortamından da büyük bir keyif almıştık.

     Ama şimdi biz bölgemizdeki şelaleleri anlatmaya devam edelim. Su uçtu’dan başladık, “Su uçuran” dedik, geldik Nebiler Şelalesi’ne. Burada ilginç olan Çanakkale yolu üzerinde ve  belki de Ayvalık’a gelip giderken bu levhadaki yazıyı binlerce kez okumuşumdur, ama bir türlü kısmet olmadı derler ya! “Eşinizden sonra göreceğiniz en güzel şey, Aşıklar Şelalesi” yazıyor levhada, gelip geçerken sürekli merak ediyorum. Bir gün Ayvalık’a gelirken gireyim yola diyorum, sonra ne oluyorsa unutup geçip gidiyorum şelaleye giden yolun önünden. Aslında Nebiler köyüne saptığınızda yol üzerinde ve devamında; Gökçeağıl, Kemente, Çukuralan ve Kaplanköy gibi köylerimiz de var ve bölge bir örtü gibi yemyeşil zeytinliklerle kaplı.

     İzmir ve çevresinde birbirinden güzel o kadar çok keşfedilmesi gereken rotalar var ki, canımızın yettiği, gücümüzün gittiği yere kadar keşfetmeye devam edeceğiz. Tabi bu arada çok yerelde kalan ve henüz yeteri kadar tanınmayan Nebiler Şelalesi de saklı güzelliklerden biri diyebilirim. Burayı işletenlerin tanıtımında Aşıklar Şelalesi olarak da bilinen Nebiler Şelalesi, İzmir’in Dikili ilçesi Nebiler köyü sınırlarında bulunuyor. Yemyeşil bir doğa, yaşlı çınar ağaçları, irili ufaklı mağaralar, küçük şelaleler, keyifli yürüyüş yolları, etkileyici manzara ve düdeni ile Aşıklar Şelalesi, doğayla buluşmak için uygun altyapıya sahip.

     Geçtiğimiz hafta cumartesi günü, eşimle birlikte Ayvalık’taki evde otururken, birden aklıma geldi ve eşime, “Nebiler Şelalesi’ne gidelim mi?” diye sordum. Ve anında karar verip düştük yola. Ayvalık, Sarımsaklı ile Nebiler arası 26 kilometre, kısa sürede köyün girişine geldik ve yemyeşil zeytinliklerle kaplı bir güzelliğin ortasına düşüverdik. Çanakkale yolu üzerinden şelaleye ulaşmak için 5 kilometrelik bir yol gidiliyor ve yol sağlı sollu zeytinliklerle kaplanmış adeta. Şelale girişinde bir görevli karşılıyor ve araç ile birlikte 2 kişi için 100 Türk Liralık bir ödeme yaptıktan sonra, aracımızı zeytin ağaçlarının altına park ettik.

     Kilit taş ile kaplı yoldan yürüdük, şelaleye giriş restoranın içinden yapılıyor, çok sayıda hediyelik eşyalar ve organik ürünlerin satıldığı restoranın sahibinin bilgisayar üzerinden verdiği kısa bilgiler eşliğinde gezimize başladık. Şelaleden yükselen su sesinin duyulduğu, ulu çınar ağaçlarının manzarasına sahip restoran, şelaleyi görmek isteyenlerin karşısına çıkan ilk yapı. Dizlerinde sıkıntısı olanlar için merdiven iniş ve çıkışları oldukça zor olacak, bizim için şimdilik iniş sıkıntısız ve keyifli. Şelaleye 86 basamaktan oluşan ahşap merdivenden iniliyor. Biz kış mevsiminde gittiğimiz için doğrudan basamaklara yöneldik. Ancak, özellikle sıcak havalarda uzun yoldan gelenler için ilk adım restoranda dinlenmek ve nefes almak olabilir diye düşünüyorum.

     Oldukça dik konumdaki 86 basamağı aşıp zemine toprağa ayağınızı bastığınızda karşınıza Aşıklar Şelalesi (Nebiler) çıkıyor. Yeşil vadinin ortasında güçlü bir şekilde akan şelalenin suyunun döküldüğü noktadaki şiddeti nedeniyle küçük de olsa bir gölet meydana gelmiş. Göletin çevresi su kaplumbağaları ve tatlı su balıklarının yaşam alanı olmuş. Konuştuğumuz restoran sahibi, yaz aylarında, buraya şortlu ve mayolu da gelinebileceğini, boyu 1 metreyi aşmayan gölette serinlemek isteyenlerin olduğu bilgisini de verdi. Ancak, sürekli akıntı olduğu için, kayaların ve çevrenin kaygan olması nedeniyle çok dikkatli olmakta yarar var. Yarım saat kadar aşağıdaki şelalede minik keşifler yaptıktan sonra, şelaleye inen basamakları ağır ağır tekrar çıkarak, restoran çıkışının sağ tarafından şelale kaynağına doğru, yaz kış yaprak dökmeyen zakkumların arasından 10 dakikalık bir yürüyüşün ardından Ağlayan Mağara’ya ulaştık. Ancak doğa düşkünü gezginler, ellerinde ne kadar pet şişe varsa gelişi güzel sağa sola atmışlar, bira şişeleri de çabası, bu güzelliklerin arasında bu görüntü karşısında üzüntü duymamak mümkün değil.

     Ağlayan Mağara’yı gezmek görmek isterdik ancak, giriş bataklık gibi olduğu için cesaret edemedik ve mağaranın içine girmek için özel kıyafetlerle gelmek gerekiyor. Şelalenin kaynağına doğru yürümeye başladık, sanırım o kadar çok domuz var ki, toprak delik deşik olmuş diş izleriyle doluydu. Şelaleyi oluşturan sular uzun bir yoldan büyük bir şiddetle akıyor. Farklı türdeki ağaç, kayılıklar ve bitkilerle sarılı yol bazı tehlikelere sahip. Bu yüzden ya yürüyüş ayakkabısı ya da mevsime göre kaygan olmayan sandalet ya da terlikle gelmek gerekiyor. Mağara üzerinden küçük damlalar halinde tıpkı bir insanın ağlaması gibi damlayan su tanecikleri etkileyici bir görünüme sahip. Bu mağara deniz seviyesinden 271 metre yükseklikte. 900 metrede Ece Çağlayanı, 1300 metrede ise Sümeyra Şelalesi‘ni de görmek mümkün. Yarım günümüzü ayırdığımız Nebiler (Aşıklar) Şelalesi’ne yaz mevsiminde ortama uygun kıyafetlerle gelmek ve keyfini çıkarmak için Ayşe ile sözleştik.

Nebiler (Aşıklar) Şelalesi Hikayesi

Bir rivayete göre, Peri Padişahı’nın kızı Sümeyra, civar köylerden Yörük Ali’ye gönlünü kaptırır. Yörük Ali de Sümeyra’ya. Ne var ki Peri Padişahı kızını bir ölümlüye vermek istemez ve bu aşka izin çıkmaz. İki aşık çok çaresiz kalır. Nebiler vadisindeki koca çınarın altında her gün gizlice buluşup, hasret giderirler. Sonra da birbirilerine sarılır saatlerce ağlaşırlar. Bunu öğrenen Peri Padişahı bu aşka son vermek için askerleriyle birlikte aşıkların peşine düşer. Amacı Yörük Ali’yi öldürmektir. Tam onları yakalamak üzereyken koca çınar yarılır ve aşıkları kucaklayıp içine alır. Bu mucize karşısında Peri Padişahı insafa gelir. Ancak aşıklar aşklarının sonsuza kadar sürmesi için tanrıya dua ederler. Tanrı da onları kayalıklardan akan bir şelaleye çevirir. Aşkları sonsuza kadar sürer. Kızını sonsuza kadar kaybeden Peri Padişahı şelalenin yukarısındaki mağaraya çekilir, günlerce gözyaşları döker. Ağlama seslerini duyan çevre sakinleri mağaraya “Ağlayan Mağara” adını verir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu